İletişim Formu

YAŞAMAK İÇİN TEK YER DÜNYAMIZ

05 Haziran 2022

Bugün günlerden Dünya Çevre Günü, unutmayalım ki hem kendimiz hem geleceğimiz için tek Dünyamız var ve ona sahip çıkmalıyız. ‘’Vücudunuza iyi bakın. Yaşamak zorunda olduğunuz tek yer orasıdır.’’ Jim Rohn’un sözünden yola çıkarak dünyamıza iyi bakalım bedenimizin yaşamak zorunda olduğu tek yer orasıdır diyebiliriz. İsveç’in Stockholm kentinde 1972 yılında düzenlenen Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı’ndan bu yana, her yıl 5 Haziran tarihi, çevrenin korunması konusunda dünya çapında farkındalık yaratması ve eylemde bulunulması amacıyla Dünya Çevre Günü olarak kutlanır. 

     Dünyamız her saniye biraz daha yaşlanıyor ve bizlere sunduğu kaynaklar maalesef artık sınırlı miktarlarda. Tüketim hızının bu denli fazlası olması doğal kaynaklarımızın da hızlı bir şekilde tükenmesine neden olacak. Kaynaklarımızda tükenme tehlikesi yaşadığımızı üzülerek belirtmek isterim.


HIZLA TÜKENEN KAYNAKLARIMIZ 

Susuz Kalıyoruz

     Dünyanın %70’i suyla kaplı ancak kullanılabilen güvenli su oranı ise yalnızca %2,5. Bu düşük oran su kirliliği ve küresel ısınma nedeniyle git gide daha da azalıyor. Günden güne güvenli suya ulaşmada zorluklar yaşıyoruz. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü, 2025 yılına kadar 1,8 milyar insanın içme suyuna erişemeyecek hale geleceğini öngörüyor.


Topraklarımız Mineralsiz

     Yaşanan iklim değişiklikleri ve yanlış tarım uygulamaları toprağı da etkiliyor. Bilim adamları erozyon riskine dikkat çekiyor.  Toprak kaybı durumunda topraktan beslenen tüm bitkiler büyük risk altında kalıyor ve üretim zaman zaman sekteye uğruyor. Bilinçsiz tüketim davranışları dünyanın ve insanlığın geleceğini ciddi anlamda tehlikeye atıyor. Sadece toprak kaybı değil aynı zamanda toprağın fakirleşmesi de verimliliğini azaltıyor. Fakir topraklarda yetişen meyve ve sebzeler besin ögeleri yönünden insanlar için yetersiz kalıyor ve birçok vitamin mineral eksikleri ile karşılaşıyoruz. Yapılan çok sayıda araştırmada genel olarak meyve ve sebzelerin besin içeriklerinin özellikle son 25 yılda neredeyse yarı yarıya, son 50 yılda ise %75 oranında azaldığı görülüyor.


Hepimizin Oksijene İhtiyacımız Var 

     Sanayileşmenin artması, madencilik, fabrikalardan zehirli gazların salınımı, endüstri atıkları ve kimyasal salınımlar ciddi anlamda hava kirliliğine neden oluyor. Hepimiz için oksijen temel ihtiyaç ve hava kirliliği her canlının hayatını tehlikeye atıyor. Hava kirliliğini önlemeye yönelik uygulamalara geçilmediği takdirde dünya üzerinde temiz hava alacak bir yer bulamayacak hale geleceğiz.


Daha İyi Bir Dünya İçin ;

1)Hayvansal gıda tüketiminde aşırıya kaçmayın. Gıda sektörü, küresel karbon salınımın %30 gibi büyük bir kısmından sorumludur. En yüksek karbon ve su ayak izine sahip olan besinler hayvansal kaynaklı olanlardır. Yapılan araştırmalarda, besinlerin yol açtığı karbon salınımının %50’sinden daha fazlasının hayvansal gıdalardan kaynaklandığı gösteriliyor. Çevresel ayak izi bu derece yüksek olan hayvansal gıdanın yani et ve süt ürünlerinin beslenmedeki yerini bir miktar azaltmak bile bireysel ayak izini ciddi oranda düşüyor ve çevresel tahribattaki kişisel payıazaltıyor.

 

2)Besin israfını engelleyin. Evlerde tüketilmeden kalan besinleri çöpe atmak yerine değerlendirmek; bayatlamış ekmeklerden kruton, buruşmuş sebzelerden sebze suyu, pörsümüş otlardan sos yapmak gibi uygulamalar israfıazaltıyor. Evdeki yemekleri değerlendirmenin yanı sıra alışverişi de farkındalıkla, ihtiyaç doğrultusunda, evde yaşayan kişi sayısına yetecek kadar yapmak önem taşıyor. Tek seferde çok alışveriş yapmak yerine, sık sık ama az alışveriş yapmayı deneyin. 

 

3)Bireysel aracınızı mümkün olduğunca az kullanmaya çalışın. Günlük rutin içerisinde bireysel karbon ayak izini en çok yükselten unsurlardan biri bireysel araç kullanımıdır. Kısa mesafeler için yürümek, bisiklete binmek veya elektrikli scooter tercih etmek karbon ayak izini yükseltmenin önüne geçiyor. Araba kullanımının gerekli olduğu durumlarda isegidilecek yere grup halinde gitmek veya toplu taşıma tercih etmek çevre üzerindeki negatif etkileri azaltıyor.


4)Tek kullanımlık ürünleri hayatınızdan çıkarın. Tek kullanımlık ürünler, materyalleri ne olursa olsun, doğası gereği sürdürülebilir değildir. Bunların yerine tekrar kullanılabilir koton makyaj pamuğu, su matarası, metal çatal bıçak, kumaş havlu gibi ürünler kullanmak hem çevre hem de ekonomi açısından daha avantajlıdır. Ek olarak paketleme için geri dönüştürülebilir materyaller kullanmak ve bu materyallerin geri dönüşümünü sağlamak da oldukça önemlidir. 


5)Yerel markalardan alışveriş yapın. Herhangi bir ürünün yerelini almak üreticiden tüketiciye kadar uzayan yolu kısaltır. Bu da karbon ayak izi artışının önüne geçer.


6)İhtiyacınız kadar online alışveriş yapın. Online yani kapıya siparişler, taşımacılığın karbon ayak izini de eklediği için çevreye daha büyük zarar veriyor. Mümkün olduğunca fiziksel ve toptan alışveriş yapmayı denemek çevre için avantaj sağlar.